
Ağızdaki çirkin kokuya kısaca ağız kokusu veya halitosis denir. Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Ancak ağız kokusu çok önemli hastalıkların işaretçisi de olabilir. Ağız kokusunu PATOLOJİK ve FİZYOLOJİK olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür.
Ağız kokusu günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygındır, aynı zamanda sosyal bir incinme sebebidir. Psikolojik problemleri beraberinde getirir. Ağız kokusunun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Hatta eğer ağız kokusu sosyal bir problem oluşturmasaydı belkide bir hastalık olarak görülmeyecek, tedavisi için gayret sarfedilmeyecekti. Ağız kokusundan şikayet eden bireyler sosyal hayatlarında kendilerine olan güvenlerini kaybedebilirler.
Sıklıkla diş çürükleri tedavi edilmediğinde veya ilerlemiş dişeti hastalıklarında, veyahut da dişlere gelen travmalar ile dişlerimizin canlı kısmı olan Pulpa (diş siniri) canlılığını kaybeder. Diş çürüğünün ilerlediği durumlarda, sadece dolgu yaptırmak yeterli olmaz, aynı zamanda kanal tedavisi de yaptırarak bir süre daha dişimizi kullanabiliriz. Eğer hasar görmüş veya hastalanmış pulpa çıkarılıp temizlenmez ise diş ve çevresindeki dokular enfeksiyona maruz kalır. İlerleyen dönemde abseleşme, yüzde şişme görülebilir.
Aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçı olduğunda kanal tedavisine fizik muayene ile beraber karar verilebilir.
Kanal tedavisine karar vermek için ağrı olması şart değildir. Bazen hasta hiç ağrı duymasa da dişi kanal tedavisine gidecek kadar çürüyebilir veya hiç çürük olmasa da pulpada görülen dolaşım bozuklukları nedeniyle kanal tedavisi gerekebilir. Read more…
Kök kanal tedavisi, dişteki bir çatlak, derin çürük ya da yaralanma nedeniyle iltihaplanan siniri iyileştirmek amacıyla uygulanan işlemdir. Diş apselidir, yani diş kökünde içi irin dolu bir kese oluşmuştur bu da şişmeye ve ağrıya neden olur.
Belirtileri nelerdir?
Hastalık, genellikle 40 yaşından sonra görülür. İlk belirtiler, ürik asit kristallerinin deri altındaki eklemler ve böbreklerde birikmesiyle başlar. Hastaların çoğu, ayak baş parmağıyla, tarak kemiğinin birleşme yerinde; kırmızılık, hassasiyet, şişme ve zonklama şeklindeki ağrılardan şikayet eder. Çoğunlukla 4 hastadan 3’ünde, ayak baş parmak ağrısı gözlenir. Bununla birlikte ağrılar dirseklerde, parmaklarda ve bileklerde de olabilir. Genellikle bu evrede teşhis konulur. Eğer tedavi geciktirilirse, eklem ve böbrekler etkilenir.
Gut nasıl oluşur?
İnsan vücudunda 206 kemik vardır. Bu kemikler birbirlerine, eklemlerle bağlanır. Kemiklerle eklemler arasında, kıkırdaklar bulunur. Kıkırdak ve eklemler arasında bir sıvı vardır ve bu sıvı kemiklerin hareketini sağlar. Dokuların herhangi bir zorlanması veya iltihaplanması sonrasında bu sıvı etkilenir ve hastalık, ağrılarla ortaya çıkar. Buna eklem enflamasyonu veya artrit adı verilir.
İşte gut, bu şekilde ortaya çıkan bir artrit hastalığıdır. Gut hastalığı, ürik asit kristallerinin eklemlerde birikmesi sonucunda ortaya çıkan eklem artritidir.
Tedavisi nasıl yapılır?
Gut hastalığının tedavisi üç şekilde gerçekleştirilir. Bunlardan ilki, vücutta ürik asit haline dönüşen pürin miktarını artıracak besinlerden uzak bir diyet uygulamaktır.
İkincisi, ağrının ve eklem enflamasyonunun giderilmesi ve kandaki ürik asit seviyesinin düşürülmesidir. Son olarak, çok nadir de olsa cerrahi yöntemler denenebilir.
Ağrı tedavisi yapılırken, eklemlerle böbrekler koruma altına alınır. Ağrının giderilmesi için antienflamatuar ilaçlar verilir. Ancak bu tür ilaçlar, mide ve bağırsak sistemini bozabildiği için, dikkatle kullanılmalıdır. Ayrıca kandaki ürik asit seviyesini düşüren ilaçlar da tedavide yer alabilir. Gut atakları sırasında, aspirin kesinlikle kullanılmamalıdır.
Nasıl Tespit Edilir?
- Kan testi ile ürik asit seviyesine bakılır.
- Eklem harabiyeti varsa, eklemlerden az miktarda sıvı alınır ve bu sıvıdaki ürik asit kristalleri incelenir. Eğer ataklar uzun süreli ve sık geçiriliyorsa, mutlaka kemik ve eklem harabiyeti de vardır.
Böbrek taşı tedavisinde önemli olan taşın boyutu ve bulunduğu yerdir. Birçok vakada böbrek taşları kendiliğinden düşerken kimilerine de cerrahi müdahale şart olur. Taşınızı tam olarak görüntüleyebilmek amacı ile doktorunuz ilk
etapta sizden IVP adı verilen bir film isteyecektir. Eğer taşınız kendiliğinden düşemeyecek şekilde ise birçok tedavi seçenekleri mevcuttur. Son birkaç yıla kadar, böbrek taşları için en iyi tedavi şekli açık ameliyat olarak kabul edilmekte idi. Günümüzde ise teknolojik gelişmeler, taş cerrahisini daha nadir hale sokmuştur.
Kadınlara göre erkeklerde görülme oranı çok daha fazladır. Böbrek hastalığı dünyanın her yerinde her iklimde görülen sağlık problemidir. Sıcak mevsimlerde daha sık oluştuğu gözlenmektedir ( vücudun su kaybının daha
fazla olmasına bağlı olduğu düşünülmektedir). Diyetin taş oluşumunda önemli bir faktör olduğu kabul edilmiş olmakla beraber bazı taşların oluşumunda daha fazla olarak önem kazanabilmektedir.
Kimlerde, neden taş oluştuğu sorularının cevapları oldukça karışıktır . Birçok karmaşık faktör çeşitli kimyasal maddelerin böbrek içerisinde kristaller oluşturarak taşlaşamaya neden Read more…
Pamukçuk hastalığı nedir ?
Genellikle bebeğin doğumunun ilk haftasının sonunda kendisini gösteren bir dil ve ağız hastalığıdır.
Pamukçuk hastalığı neden ileri gelir ?
Mantar veya mantar sınıfından ilkel bir bitkiden ileri gelen bir hastalıktır.
Bu mantar nereden gelmektedir ?
Genellikle vajinasında hafif bir mantar hastalığı bulunan anneden. Çocuk rahimden çıkarken bu mantarla enfekte olur. Mantarın gelişmesi yaklaşık bir hafta sürer. Hastalık, ayrıca enfekte olan bir çocuğun kullanmış olduğu biberon başlıklarından da başka bir çocuğa bulaşabilir. Read more…